25 Eylül 2013 Çarşamba

Posted by Unknown On 04:11
Evli erkek ve kadın için recm (taşlayarak öldürme), bekâr erkek ve kadın için yüz sopa (celde) vurmaktır: "Zina eden kadın ve zina eden erkeğin her birine yüz değnek vurun. Allah'a ve ahiret gününe inanan (insan) lar iseniz Allah'ın dini (ni uygulama hususu)nda sizi, onlara karşı acıma duygusu tut (up engelle) mesin. Mü'minlerden bir grup da onlara yapılan, uygulanan cezaya şahid olsun" (en-Nûr. 24/2).
Posted by Unknown On 04:08

Doğumda yardımcı olabilecek kadın doktor, ebe ya da herhangi bir yardımcı varsa, bunlar bulunmasa dahi, kocanın yardımıyla, hattâ kendi kendine doğum yapabileceklerinden eminse, bir erkeğe, doktor olsa dahi, doğum yaptıramaz

16 Mayıs 2013 Perşembe

Posted by Unknown On 05:13

Bir kızı evlendirmek ya da nikâhdan sonra teslim etmek için, onun anne-Babasından, ya da akrabasından birinin: "ağırlık", "başlık", "kaftanlık", "abilik", "dayılık" gibi adlarla para, ya da başka birşey alması, rüşvet türünden olduğu için haramdır: Bu aynı zamanda şerefli yaratılan bir insanı, meta' gibi parayla satmak anlamına da geldiğinden, çok çirkin bir şeydir. Bir babanın kızına, onu parayla satmasından daha büyük hakareti düşünülebilir mi?
Işin garibi, Anadolumuzun birçok yöresinde bu uygulama vardır ve adına da açıktan açıga "satmak" tâbir olunur. 

Imam-Hatip Okulu'nun iki yılını okuduğum Yozgat'ta, sınıf arkadaşımın; "ablamı bu sene sattık" sözünü çok ilginç bulmuştum ve hâlâ unutamıyorum.

Işin bir diğer kötü yönü daha vardır: Islâm'ı her fırsatta lekelemek isteyen egemen güçler, Anadolu'daki bu uygulamayı, ustaca ifadelerle Islâm'danmış gibi gösterir ve İslâm'dan çok kendilerine yakın olan bu cahillerin suçunu İslâm'a malederler. Bu uyguIamayı yapanlar, bir de buna sebep oldukları için sorumludurlar.
Ancak dügün hazırlıkları ve işlerinin yürümesi için, anlaşma ile, hizmet bedeli olarak verilen şey başlık değildir, damat onu geri alamaz. Halbuki başlıkparası olarak verdiği eşya ve parayı geri almak hakkıdır. Peşin değil de, sonradan vereceğini söylemişse, hiç vermemek de hakkıdır. Vermezse hiçbir şey gerekmez.
Başlıkparasını, yerinde anlatacağımız mihirle de karıştırmamak gerekir.
Posted by Unknown On 05:06

BABANIN ERKEK ÇOCUĞUNA BAKMA YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN ŞARTLARI

 a)  Erkek çocuk büluğ çağına gelmemiş olmalıdır. Ancak çocuk büluğ çağına geldiği halde sakat, kötürüm, felçli ve müzmin şekilde hasta olur ve kazanmaktan aciz bulunursa yine babanın nafaka yükümlülüğü devam eder.
 b)  Fakir olmalıdır. Çocuğun kendine ait malı varsa, masraflar ondan yapılabilir.
 c)  Baba, çocuklarına bakmaya muktedir olmalıdır. Bu, babanın ya zengin ya da çalışabilecek durumda olmasıyla gerçekleşir.
 d)  Babanın ve çocuğun hür olmaları gerekir.


Babanın kız çocuğuna bakma yükümlülüğünün şartları


a)  Kızda büluğ ve yaş aranmaz. Evleninceye kadar kız çocuklarının geçimi babaya aittir. Evlendikten sonra bu yükümlülük kocasına geçer. Kocası ölür veya boşanırlarsa kadın yine babasının evine döner. Kadın çalışıp kazanmaya zorlanamaz. Fakat Islâmî ölçüler içinde bir iş veya meslekte çalışıp kazanmak isterse bu da câizdir.

b)  Fakir olmalıdır. Eğer kızın malı varsa, geçimi ondan sağlanır.

c)  Baba, çalışıp kazanmaya muktedir veya zengin olmalıdır.

d)  Babanın ve kızın hür olmaları gerekir.

Bir kimsenin yakınlarının geçimini sağlarken öncelik vereceği kimseler hadis-i şerifte şöyle belirlenmiştir: Ebû Hûreyre (r.a) nakleder: "Bir adam Resûlullah (s.a.s)'a gelerek şöyle dedi: Ey Allah'ın elçisi! Benim yanımda bir dinar para var, nereye sarfedeyim? Hz. Peygamber; "Kendi ihtiyacın için sarfet" buyurdu. Adam: "Yanımda başka bir dinar daha var" dedi. Hz. Peygamber;  Eşine sarfet" buyurdu. Adam dedi: "Başka bir dinar daha var". Hz. Peygamber; "Çocuklarına sarfet" buyurdu. Adam:
"Bir dinar daha var" dedi. Hz. Peygamber, onu da hizmetçisine harcamasını söyledi. Son bir dinar daha olduğunu söyleyince de; "Sen onu nereye harcayacağını daha iyi bilirsin" buyurarak, bu konuda onu serbest bıraktı" 

(Ahmed b. Hanbel, II, 251, 471; Nesâî, Zekât, 54).

14 Mayıs 2013 Salı

Posted by Unknown On 05:41

Ailevi Görevler: 

Karı, koca, ana, baba ve çocuklardan meydana gelen en küçük insan
topluluğuna aile denir. Allah'a ve yaratıklarına karşı temel bilgiler, ana kucağında ve baba
ocağında öğrenilir. Büyüklere saygı, küçüklere sevgi, hep bu yuvada elde edilir.
Memleket ve insanlık görevleri, ilk önce bu ocakta aşılanır. Onun içindir ki, sağlam ailelerden meydana gelen bir
millet, her yönden ilerler ve diğer milletler içinde şerefli yere sahip olur. İslam Dininde, aile mukaddes bir yuvadır.
Bu yuvanın varlığını sağlam bir şekilde devam ettirebilmesi, karı-kocanın birbirlerine karşı olan vazifelerini yerine
getirmelerine bağlıdır.


A) Kocanın karısına olan görevleri şunlardır:

1. Kadın, bir  erkeğinin  yanında  Allah'ın  bir  emanetidir. Bu  emanete  gerekli  şefkat  ve  
    nezaket  gösterilmelidir. Peygamberimiz:   "Hayırlı  olanlarınız,  kadınlara  karşı  Hayırlı
    olanlardır" buyurmuşlardır. (Riyazüssalihin Tercümesi)
2. Koca, karısının  hata  ve  kusurlarını  büyüterek, bunları kavga  ve  geçimsizlik
     meselesi  haline  getirmemelidir.
3. Erkek  evine  bağlı  olmalı, parasını  dışarıda  lüzumsuz yere harcayarak,
    karısını evde zor durumda bırakmamalı.
4. Erkek, hanımını her türlü kötülüklere karşı korumalıdır.
5. Erkek, hanımının itikat, ibadet ve ahlak konularında bilgi sahibi olmasına yardımcı olmalıdır.

B) Kadının kocasına olan görevleri şunlardır:

1. Kadın, kocasının Allah'ın emirlerine uygun olan sözlerini dinlemeli, ona karşı daima saygılı
    olmalıdır.
2. Kadın, namusunu, şeref ve haysiyetini korumak suretiyle kocasına bağlı kalmalıdır.
    Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Kadın beş vakit namazını kılar, orucunu tutar,
    namusunu korur ve kocasına itaat ederse ona:
    "Hangi kapısından dilersen oradan Cennet'e gir denir."
3. Bulunduğu hale kanaatkâr ve tutumlu olmalı israf etmemeli
4. Kadın, kocasının istemediği yerlere gitmemeli, gideceği yerler için önceden izin almalıdır.

C) Ana- Babanın çocuklarına karşı görevleri:

Çocukların yetişmesinde, ana-babanın büyük sorumluluğu vardır.
Çocuğun hayırlı veya hayırsız olması, ana-babaya bağlıdır.
Bu bakımdan ana-baba şu noktalara dikkat etmeli.
1. Çocuğa, doğumundan yedinci gününe kadar ki süre içerisinde dinimize uygun güzel bir isim
    konulmalıdır.
2. Çocuklar, Allah'ın  emanetidir.  Onları  iyi  yetiştirmek, Peygamberimiz:
    "Hiçbir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir şey veremez" buyurmuşlardır. (Tirmizi)
3. Çocuklarına dini görevlerini öğretmelidir, kimlerle ne şekilde arkadaşlık ettiğine ve edeceğine
     yardımcı olmak.
4. Çocuklarına  eşit  şekilde  sevgi  göstermek.
5. Dokuz  yaşına  giren  çocukların  yataklarını  ayırmak.
6. Ergenlik  çağına  giren  çocukları  namaz  kılmaya  teşvik  etmek.      
7. Evlenme  çağına  gelen  çocuklarını  evlendirmek.

D) Çocukların ana-babalarına karşı başlıca görevleri:

Ana-Baba kadar kıymetli bir  varlık  düşünülemez. Bizlere
Hayatı, neşeyi, dini, dili, her  şeyi  onlar  öğretirler.
Onun için, onlara karşı olan görevlerimizi saymakla bitiremeyiz.
1. Onlara  saygı  gösterip itaat etmeliyiz. Konuşurken tatlı dilli,  güler  yüzlü  olmalı,
    onların  kalplerini kıracak davranışlardan uzak kalmalıyız.  Sözlerini dinlemeliyiz.
2. Ana ve babanı azarlamamak onlara  "öf" bile dememek.
3. Onların  ihtiyaçlarını  gidermek,  yardımına  koşmak.
4. Öldükten sonra mezarlarını ziyaret etmeli ve dua da bulunmalıyız: "Allah'ım! Hesap  görülecek
    günde, beni (ana-babamı)  beni  çocukken  nasıl  terbiye  ettilerse,
    Sen de kendilerini  (öylece)  esirge."  (İsra- Süresi: 249)

E) Kardeşlerin başlıca görevleri:

1. Büyük kardeşler, ana-baba yerindedir. Küçük kardeşler, onlara karşı saygılı olmalıdır.
2. Ağabeyler, küçük kardeşlerine karşı şefkatli davranmalı, onları her bakımdan korumalıdır.
3. Maddi durumu iyi olan, muhtaç olan kardeşine yardımcı olmalı, onu da her bakımdan
    kalkındırmaya çalışmalıdır.
4. Menfaat yüzünden doğan kırgınlıklar,  kardeşliğe yakışmaz. Bu bakımdan kardeşler kendi
    menfaatlerinden çok, kardeşlerinin  menfaatlerini  üstün  tutmalıdırlar.
5. Eğer  kardeşler  ayrı  evlerde  oturuyorlarsa, birbirlerini  sık  sık  ziyaret  etmelidirler.
6. Bir işe karar verilirken, birbirlerine danışmaları  gerekir.