Nikah hakkındaki ahkam-ı ilahiyyeyi beyan eden Ayetlerde küffar ile yuva kurmak ve günlük hayatta onlarla yakın yaşamak nehyolunmuşdur.
Mü’minler, mü’minlerle evlenirler. Ahlaksız kimseler ahlaksız kimselerle yahud müşriklerle evlenirler. “Habis kadınlar habis erkekler içindir, temiz kadınlar temiz erkekler içindir.”
Allah Teala Buyuruyor: http://bilgilimumin.com/evlilikte-olculer/
4 Mart 2015 Çarşamba
21 Şubat 2015 Cumartesi
Posted by Unknown
On 16:00
bu konuya bu gün girmek istemiyordum ama bugun okdugum haber bu konunun beklememesi gerektigini gösterdi bana önce okudugum habere gelirsek 20 aşındaki bir kızın tecavüze ugraması ahlaki degerler o kadar geri palana atıldı ki her türlü günaha girimekte bir sakınca görmüyor ve günahın içine dalıyoruz biraz dikkat edelim müminler.
Konumaza gelirsek :
“Fuhuş açık olmadan… kıyamet kopmaz.” (Ramuz-El Ehadis, 91/7)
“Zinanın çoğalması kıyamet alametlerindendir.” (Buhari, Tecrid’i 1/16)
“Kıyamet yaklaşınca… kadınla yolun ortasında cinsel münasebette bulunacak kadar haya ortadan kalkar.” (Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 97)
Devamı : http://bilgilimumin.com/ahlaki-cokus-kiyamet-alametleri/
Devamı : http://bilgilimumin.com/ahlaki-cokus-kiyamet-alametleri/
Posted by Unknown
On 14:30
Muhyiddin İbn-i Arabi, Muvahhidun döneminde, 27 Ramazan 560’da Mursiye (Murcia), Endülüs’te (bugünkü İspanya) doğdu. Bilinmeyen bir sebeple 8 yaşında ailesiyle birlikte İşbiliye’ye (bugünkü Sevilla) geldi (muhtemelen babasının memuriyeti nedeniyle). Ailesi Arap Tayy kabilesine mensuptu. Yakın cedleri hakkında fazla bir şey bilinmiyorsa da, anne ve baba tarafından nüfuz ve itibar sahibi kimseler olduğu anlaşılıyor. Akrabaları arasında tasavvufî bilgilere sahip kimseler vardı.
İlk tahsilini bu şehirde yaptı, uzun bir süre burada kaldı. Çocuk yaşlarında ‘Ahmed İbnu’l-Esirî’ adında genç bir Sufi ile arkadaş oldu. Hakkındaki kayıtlara göre İbnu’l-Arabî, bu tahsil sırasında bir aralık Halvet’e çekilen İbnu’l-Arabi, halvetinden keşf yoluyla edindiği çeşitli bilgilerle çıkmıştır.
Endülüs’de bir süre daha kaldıktan sonra, seyahate çıktı. Şam, Bağdad ve Mekke’ye giderek orada bulunan tanınmış alim ve şeyhlerle görüştü. 1182’de İbn-i Rüşd ile görüştü. Bu görüşmeyi eserinde anlatır. Bu İbnu Rüşd’ün bilgi’nin akıl yolu’yla elde edileceğini söylemesiyle meşhur olduğu yıllardır. 17 yaşındaki genç Muhyiddin gerçek bilgi’nin sadece aklımızdan gelmediğine, böyle bir bilginin daha çok ilham ve keşf yoluyla elde edilebileceğine inanmıştı.
Devamı : http://bilgilimumin.com/muhyiddin-ibn-arabi-hayati/
Devamı : http://bilgilimumin.com/muhyiddin-ibn-arabi-hayati/
Posted by Unknown
On 02:29
Şer’, sözlükte suya giden yol anlamına gelir. “Şerîat” da aynı anlamdadır. İslâmî bir kavram olarak ise; yüce Allah’ın koyduğu ve -ister bir amelin keyfiyeti hakkında olsun, ister itikadı ilgilendirsin- herhangi bir peygamberin ondan getirdiği hükümlerdir. Şerîat’a “din” ve “millet” adı verildiği de olur
Devamı : http://bilgilimumin.com/seriat-ne-demek/
Devamı : http://bilgilimumin.com/seriat-ne-demek/
1 Şubat 2015 Pazar
Posted by Unknown
On 11:22
yayına yeni başlayan ve islami yayın oluşturan yeni bir web sitesinin tanıtımını yapacam sizlere, bilgilimumin.com bu web sitesi bilgiye aç olan islam dünyasının ve bilgileri etrafa dagılmış ulaşmakta zorlanan müslümanların bütün bilgilere ulaşa bilmesi için kurldu ilk yayınlarında peygamberlerin hayatını konu piyasa islami site müslümanların yanlış olan bilgilerini düzeltmek amacı gütmekte islam dünyasında yer alan hurafeleri yıkma zamanı geldi….
13 Ekim 2014 Pazartesi
Posted by Unknown
On 05:28
Cundub bin Cunade bin Sekan (Arapça: جُندب بن جَنادة), lakabı Ebu Zer, Ebu Zer el-Gifari (Arapça: أبو ذر الغفاري) İslam'ı ilk kabul eden sahabilerden biriydi. İslamPeygamberi Muhammed kendisine Abdullah adını vermiştir. Beni Gifar kabilesindendi. Doğum tarihi bilinmemektedir. 652 yılında, Medine çölü yakınlarındaki El-Rabaza kentinde ölmüştür.
Ebu Zer zahitliği ve aynı zamanda üçüncü halife Osman bin Affan'a karşı muhalif tutumu ile bilinmektedir. Şiâ mezhebi onu, Ali Bin Ebu Talib taraftarları erken Şiîmüslümanlardan olan
Categories: Ebu Zerr el Gifari, Evliyalar, Sahabeler
26 Eylül 2013 Perşembe
25 Eylül 2013 Çarşamba
Posted by Unknown
On 04:11
Evli erkek ve kadın için recm (taşlayarak öldürme), bekâr erkek
ve kadın için yüz sopa (celde) vurmaktır: "Zina eden kadın ve zina eden erkeğin
her birine yüz değnek vurun. Allah'a ve ahiret gününe inanan (insan) lar iseniz
Allah'ın dini (ni uygulama hususu)nda sizi, onlara karşı acıma duygusu tut (up
engelle) mesin. Mü'minlerden bir grup da onlara yapılan, uygulanan cezaya şahid
olsun" (en-Nûr. 24/2).
Categories: aile, CEZASI, evlilik, HADD-I ZINA, İslamda Aile, ZINA
Posted by Unknown
On 04:08
Doğumda yardımcı olabilecek
kadın doktor, ebe ya da herhangi bir yardımcı varsa, bunlar bulunmasa dahi,
kocanın yardımıyla, hattâ kendi kendine doğum yapabileceklerinden eminse, bir
erkeğe, doktor olsa dahi, doğum yaptıramaz
Categories: aile, dogum, erkek doktor, evlilik, İslamda Aile
Posted by Unknown
On 04:06
Âlim ve velîlerden. İsmi, Câfer bin Abdürrahîm el-Mehâî el-Kilâî, künyesi Ebû
Abdullah'tır. Yemen'de Cünd şehri yakınlarında bir köyde doğdu. 1067 (H.460)
senesi Cünd şehrinde vefât etti.
Câfer el-Kilâî, âlim bir zât olarak yetişti. Fıkıh ilminde üstün bir dereceye yükseldi. Âlim olduğu kadar âbid, çok ibâdet eden ve zâhid,
Câfer el-Kilâî, âlim bir zât olarak yetişti. Fıkıh ilminde üstün bir dereceye yükseldi. Âlim olduğu kadar âbid, çok ibâdet eden ve zâhid,
Categories: CÂFER BİN ABDÜRRAHÎM KİLÂÎ, Evliyalar, hayatı
Posted by Unknown
On 04:04
Çukurova bölgesi velîlerinden. On altı ve on yedinci asırda yaşamıştır. Hayâtı
hakkında fazla bilgi bulunmayan Cabbâr Dede, Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin
yoluna yâni Kâdiriyye tarîkatına mensûbtur. Türbesi, Adana'nın Yakapınar (Misis)
bucağına bağlı Kütüklü köyü yakınlarındadır.
Halk arasında mütevâzî bir hayat yaşayan Cabbâr Dede,
Halk arasında mütevâzî bir hayat yaşayan Cabbâr Dede,
Posted by Unknown
On 04:04
Anadolu evliyâsı ve âlimlerinden. Asıl adı Ali Rızâ olup, babası Mehmed
Efendidir. Halk arasında "Kılıçlı Hoca" ve ilmine izâfeten "Büyük Hoca" olarak
tanınır. Medresede öğrenciyken, arkadaşları arasında oynanan kılıç-kalkan
oyununda, bir arkadaşını kazâen yaralaması üzerine "Kılıçlı" adıyla anıldı.
1848-1850 (H.1265-1267) yılları arasında doğduğu tahmin edilmektedir. 1917
(H.1336) senesinde Kayseri'ye bağlı Şıhlı köyünde vefât etti. Kabri
oradadır.
Posted by Unknown
On 04:02
Büyük velîlerden. İsmi Kâsım Çelebi'dir. İstanbul'da doğdu. Doğum târihi
bilinmemektedir. Babası Edirne kâdısı Muhammed Cemâlî Efendiydi. 1519 (H.926)
târihinde İstanbul'da Baba Nakkaş semtinde vefât etti.
Kâsım Çelebi önceleri uzleti, insanlardan uzak yaşamayı seçip, yalnız başına tenhâ yerlerde, dağlarda dolaştı. Bir zaman; saray ağası, bir dergâh ve yanında
Kâsım Çelebi önceleri uzleti, insanlardan uzak yaşamayı seçip, yalnız başına tenhâ yerlerde, dağlarda dolaştı. Bir zaman; saray ağası, bir dergâh ve yanında
Categories: Evliyalar, hayatı, KÂSIM ÇELEBİ
Posted by Unknown
On 04:01
Köstendil velîlerinden. Doğum ve vefât târihleri bilinmemektedir. Aslen İştib
kazasının bir köyündendir. Kabaşa diye meşhur olmuştur. Halîm, selîm, yumuşak
huylu kerâmet sâhibi bir zâttı.
Gençliğinde gâyet cesur bir kimseydi. Bâzı kötü arkadaşlarla berâber olması sebebiyle bir müddet yol kesiciliğe heves edip gezip dolaşmış,
Gençliğinde gâyet cesur bir kimseydi. Bâzı kötü arkadaşlarla berâber olması sebebiyle bir müddet yol kesiciliğe heves edip gezip dolaşmış,
Posted by Unknown
On 04:00
Sultan İkinci Bâyezîd zamânında Üsküp'de yaşamış büyük velîlerden. Abdullah-i
İlâhî'nin talebelerindendir. Hayâtı hakkında kaynaklarda fazla mâlûmât
verilmemektedir. Doğum ve vefât târihleri de bilinmemektedir. On altıncı asrın
başlarında vefât ettiği sanılmaktadır. Üsküp dağlarında zâhidâne, herşeyden
uzak, tek başına bir hayat yaşarken vefât etti. Üsküp, şu anda Yugoslavya
sınırları içerisindedir.
Categories: Evliyalar, hayatı, LÜTFULLAH ÜSKÜBÎ
Posted by Unknown
On 03:59
Büyük velîlerden. İsmi Osman bin Merzûk, künyesi Ebû Amr'dır. Babası Merzûk bin
Hamîd Mısrî el-Kureşî'dir. Mısır'da doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. 1168
(H.564) târihinde Mısır'da vefât etti. Kurâfe kabristanlığında İmâm-ı Şâfiî
hazretlerinin kabri yakınına defnedildi. Kabri ziyâret mahallidir. Mâlikî
mezhebi müftîsiydi.
Categories: Evliyalar, hayatı, OSMAN BİN MERZÛK EL-KUREŞÎ
21 Eylül 2013 Cumartesi
Posted by Unknown
On 02:55
Cenâb-ı Allah, Hz. Adem'i
yaratırken, maddesi olan çamuru, çeşitli mertebelerde değişikliğe uğratarak,
canın verilmesi ve ruhun nefhedilmesine müsait bir hale getirdi. Nihayet şekil
ve sûretinin tesviyesini/düzenlemesini tamamlayınca ona can vermiş ve ruhundan
üflemiştir.
"Rabbin o zaman meleklere
demişti ki: 'Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım. Artık onu düzenleyerek
(hilkatini) tamamlayıp ona da rûhumdan üfürdüğüm zaman kendisi için derhal
(bana) secdeye kapanın.' Bunun üzerine İblis'ten başka bütün melekler
Posted by Unknown
On 02:53
"Âdem" kelimesinin hangi dilden
geldiği ve hangi kökten türemiş olduğu konusu müslüman dilciler arasında
tartışmalıdır. Arap dilcilerinin çoğu, bu kelimenin Arapça asıllı olduğunu,
"esmerlik" ve "ülfet" anlamına gelen "üdme" veya "tip, örnek" anlamına gelen
"edeme" kökünden türediğini savunurlar. Başka bir görüşe göre, "bir şeyin dış
yüzü" anlamına gelen "edîme" kelimesinden türetilmiştir. Âdem kelimesinin
Posted by Unknown
On 02:50
Kur'an-ı Kerim'e göre Hz. Âdem'in
yaratılışının diğer insanlarınki gibi olmadığı kesindir.
"Allah nezdinde (yaratılış
bakımından) İsa'nın durumu Âdem'e benzer. Allah, onu topraktan yarattı; sonra
ona 'ol!' dedi ve oluverdi." (Âl-i İmran: 3/59)
Bu ayet, bu iki peygamberin
Categories: adem, İslam Tarih, peygamber, Yaratılışı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





